Antiphonitis Kilisesi fotoğraf 1

Antiphonitis Kilisesi

kibris · Müze

DeğerlendirmeHenüz puan eklenmemiş

Mekan Hakkında

Antiphonitis Kilisesi

Girne / Kuzey Kıbrıs

Antiphonitis Kilisesi dış görünümü, Esentepe vadisi, Kuzey Kıbrıs

Adını "Cevap Veren İsa" anlamındaki Yunanca sözcükten alan Antiphonitis Kilisesi, Girne'nin doğusunda, Esentepe kasabasına 8 km uzaklıkta sarp bir vadinin içine gizlenmiş duruyor. Oraya giden yol bile başlı başına bir deneyim: dar, virajlı, etrafı çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili. 12. yüzyılın sonlarında inşa edilen bu yapı, ada genelindeki diğer Bizans kiliselerinden belirgin biçimde ayrılıyor.

Peki bu farkı yaratan nedir? Her şeyden önce mimarisi. Kilise, sekiz sütun üzerine oturan yuvarlak bir kubbeyle tasarlanmış; bu düzenleme, dönem için oldukça alışılmadık bir tercih. İnşaat sırasında yerel ustaların ve sanatçıların görev aldığı düşünülüyor; yapıdaki özgün dokunuşlar da bunu destekler nitelikte.

Kilise daha sonra büyütülmüş: 14. ve 15. yüzyıllarda, Lüzinyan hanedanının egemenliği döneminde yapıya beşik tonozlu bir narteks ve revak eklenmiş. Bu ekler, Bizans özüyle Batı Hristiyan mimari anlayışının buluştuğu nadir örneklerden birini ortaya koyuyor. Farklı dönemlerin izlerini aynı anda taşıyan çok az yapı var; Antiphonitis bunlardan biri.

Duvar Resimleri ve Pandakrator Freski

İçeriye girdiğinizde ilk dikkatinizi çekecek şey, duvarları kaplayan aziz betimlemeleri. Bu sahnelerin İncil anlatılarından ilham aldığı düşünülüyor; figürlerin yüz ifadeleri, renk seçimleri ve kompozisyon biçimi Bizans ikonografisinin tipik özelliklerini taşıyor. Kubbenin tam ortasında ise Pandakrator İsa freski yer alıyor; "Her şeyin hükümdarı" anlamına gelen bu ikonografik tema, Bizans kiliselerinde kubbeye yerleştirilirdi, böylece tanrısal bakış tüm mekânı kuşatırdı.

Ne yazık ki bu resimlerin bir kısmı günümüze sağlam ulaşamamış. Kıbrıs'ın 1974 sonrasında yaşadığı siyasi bölünme sürecinde bazı freskler zarar görmüş, bir bölümü de kaçakçılar tarafından duvardan koparılarak uluslararası piyasalara satılmış. Yıllarca süren hukuki mücadeleler sonucunda bu parçaların bir kısmı geri kazanılmış olsa da iz bıraktığı tahribat hâlâ görülebilir durumdadır.

Antiphonitis Kilisesi iç mekân fresklerAntiphonitis Kilisesi duvar resimleri detayAntiphonitis Kilisesi mimari detayAntiphonitis Kilisesi genel görünüm

Antiphonitis Kilisesi Nerede?

Kilise, Girne iline bağlı Esentepe kasabasından yaklaşık 8 km güneye gidilerek ulaşılan bir vadide yer alıyor. Yol boyunca yönlendirme tabelaları mevcut; ancak araç kiralamak ziyareti çok daha kolay kılıyor. Toplu taşımayla ulaşım oldukça kısıtlı olduğundan kendi aracınızla gitmeniz tavsiye edilir.

Yorumlar

Benzer Müzeler

Girne Kalesi
Müze

Girne Kalesi

Bin Yıllık Tarih, Tek Bir Kalede 7. yüzyılda Kıbrıs'a hâkim olan Bizanslılar , Akdeniz'den gelen Arap akınlarını durdurmak için bu kaleyi inşa etti. Bugün Girne'nin en tanınmış simgesi olan yapı, yat limanının hemen kıyısında, denizle iç içe bir konumda duruyor. Oraya ilk adımı attığınızda şehrin gürültüsü bir anda geride kalıyor. 1400'lü yıllarda kalenin çevresi derin bir hendekle sarılıydı ve bu hendeğin içi suyla doluydu. 1373'te Ceneviz saldırılarının ardından kale birkaç farklı el değiştirdi; bugün gördüğümüz yapı büyük ölçüde Venediklilerin izlerini taşıyor. Venediklilerden Osmanlı'ya: El Değiştiren Surlar 1489'da kaleyi ele geçiren Venedikliler , Osmanlı donanmasının denizden açacağı top ateşini göğüsleyebilmek için yapıya yeni kuleler ekledi. Peki bütün bu hazırlıklar işe yaradı mı? Hayır. 1570'te Lefkoşa 'nın Osmanlı kuvvetlerine teslim olmasının hemen ardından Girne Kalesi de tek bir kurşun atılmadan beyaz bayrak çekti. Bu teslim oluş, kalenin yenilgiyle değil, kader değişimiyle şekillendiğini gösteriyor. Surlar değişmedi; içinden geçen halk değişti. Kale İçinde Ne Var? Girne Kalesi tam bir kare değil, ama dört köşesinde birer kule bulunan kareye yakın bir plana sahip. Girne ve çevresinde yürütülen kazılarda gün yüzüne çıkarılan tarihi eserler kale içindeki müze bölümlerinde sergileniyor. Taş koridorlarda yürürken kendinizi bir ansiklopedinin içinde geziyormuş gibi hissedebilirsiniz; her bölüm ayrı bir dönemi anlatıyor. Kalenin en ilgi çekici köşelerinden biri, 1100'lü yıllara tarihlenen Bizans Kilisesi . Bunun yanı sıra çeşitli tarihi olaylar kale avlusunda canlandırılıyor; bu sayede mekan sıradan bir müze olmaktan çıkıp açık hava sahnesi gibi işlev görüyor. Girne Kalesi Nerede?

Henüz değerlendirme yok
Bellapais Manastırı
Öne Çıkan
Müze

Bellapais Manastırı

Bellapais Manastırı Beylerbeyi / Girne - KKTC Beşparmak Dağları'nın eteklerinde sessizce yükselen Bellapais Manastırı , 1158 ile 1205 yılları arasında inşa edilmiştir. Bugün çeşitli müzik festivalleri ve klasik müzik konserlerine ev sahipliği yapan bu yapı, Kuzey Kıbrıs'ın en dikkat çekici tarihi mekânlarından biridir. Manastıra adımını atan herkes zamanın nasıl aktığını fark etmeden geçmiş yüzyıllara sürüklenir. Tarihin Katmanları: Gotik Mimari Yakın Doğu'da Gotik mimari tarzının Yakın Doğu'daki en iyi örneklerinden biri olan Bellapais Manastırı 'nın ilk sakinleri, Kudüs'ten göç eden Augustinian mezhep rahipleridir. 1267-1284 yılları arasında Fransa Kralı 3. Hugh , yapıya yeni bölümler ekleyerek manastıra bugünkü görünümünü kazandırmıştır. Manastırın ortasındaki avlu ve çevresindeki revaklar ise 1324-1359 tarihleri arasında 4. Hugh tarafından inşa edilmiştir. Adanın Osmanlılar tarafından fethinin ardından manastır, Kıbrıs Ortodoks Kilisesi'ne devredilmiş ve uzun yıllar boyunca yalnızca kilise kısmı işlevini sürdürmüştür. Kapıdan İçeri Girerken Sizi Ne Karşılar? Bellapais Manastırı 'na ilk adımda sizi bir kapı ve geniş bir avlu karşılar. Avlunun köşesindeki kilise, 13. yüzyıldan bu yana ayakta durmaktadır; yüzyılların ağırlığını taşımasına rağmen yapı şaşırtıcı biçimde sağlamdır. Manastırın ön cephesindeki freskler ise 15. yüzyıldan kalmadır. Bunların yanı sıra, yapının içinde büyük ve dikdörtgen planlı bir yemekhane yer alır; bu alan, Gotik sanatının en yetkin örneklerinden biri olarak değerlendirilir. O dönemde rahibin yemek sırasında vaaz verdiği kürsü hâlâ yerinde durmaktadır. Avlunun batı kapısından geçerek alt kattaki mutfak, mahzen ve tuvaletlere ulaşabilirsiniz. Orta avlunun doğusunda rahiplerin sohbet ve çalışma odası bulunur. Bu odanın ortasındaki sütunun bir Bizans kilisesine ait olduğu düşünülmektedir. Manastırın üst katlarında ise yatak odaları ve değerli eşyaların saklandığı alanlar mevcuttur. Girne'den Gözlemek: Gece Aydınlatması Bellapais Manastırı , Girne'nin pek çok noktasından çıplak gözle görülebilir. Akşam karanlığı çöktüğünde Beşparmak Dağları 'na doğru bakarsanız, özel aydınlatmayla ışıl ışıl parlayan manastırı hemen fark edersiniz. Bu manzara, şehrin en tanıdık silüetlerinden birini oluşturur. Peki Kıbrıs'a kadar gelip bu yapıyı atlamak mümkün müdür? Gotik mimari tutkunlarından tarih meraklılarına, klasik müzik severlerden fotoğraf tutkunlarına kadar geniş bir kitleye hitap eden Bellapais, ziyaret listesinin üst sıralarında yer almayı hak ediyor. Bellapais Manastırı Nerede?

Henüz değerlendirme yok
Salamis Antik Kenti
Müze

Salamis Antik Kenti

Salamis Antik Kenti Gazimağusa / KKTC İncil 'de adı geçen Salamis Harabeleri , Gazimağusa'nın 6 kilometre kuzeyinde, Trodos Dağı 'ndan doğan Kanlıdere nehrinin yakınında bir havzada kurulmuştur. Bugün bu alana ayak bastığınızda, binlerce yıllık tarihin katman katman üst üste yığıldığını hissedebilirsiniz. Salamis Antik Kenti 'nin kurucusu Teukros, efsaneye göre Salamis adasının kralı Telamon'un oğludur. Troya savaşı sırasında kardeşinin intiharını engelleyemediği için babası tarafından vatanından sürülmüştür. M.Ö. 11. yüzyıl 'a ait kalıntılar, şehrin bu dönemde kurulduğunu açıkça ortaya koymaktadır. O dönemde adada Fenikelilerin belirleyici bir güç olduğu anlaşılmaktadır. M.Ö. 708 yılından itibaren tüm ada, Salamis kenti de dahil olmak üzere Asur hâkimiyetine girmiştir. M.Ö. 699'da biten Mısır egemenliğinin ardından kent kısa bir süreliğine bağımsız kalsa da 525 yılında Pers egemenliği başladığında Kıbrıs yeniden yabancı bir yönetime teslim olur. Doğu seferine çıkan Büyük İskender döneminde Salamis, Pers boyunduruğundan kurtulur; ancak bu özgürlük kalıcı olmaz. M.Ö. 294 yılında Ptolemaios, Kıbrıs 'ın tamamını ele geçirerek bu kentte kendi hanedanını kurar. Salamis, adanın başkenti olarak uzun yıllar öne çıkmıştır. Ama Ptolemaios döneminin kapanmasıyla önemini yitirmeye başlar ve M.S. 4. yüzyıla dek başkentlik görevi 'Baf' a devredilir. M.S. 76-77 yıllarındaki büyük depremler kenti oturulmaz hale getirir. M.S. 116 yıllarında patlak veren Yahudi isyanları ise Salamis'i neredeyse tamamen dağıtır. Dönemin imparatoru II. Constantinus, harabeleri yeniden düzenleyerek kenti küçülttükten sonra adını Constantia koyar. M.S. 368-403 yılları arasında şehir bir kez daha Kıbrıs'ın başkenti olur; ne var ki M.S. 647'ye dek süren bu yaşam, Arap akınları ve depremlerle son bulur ve şehir tamamen terk edilir. Salamis Sur, Liman ve Gymnasium Salamis Sur ve Limanı , kentin kuzey ve güneybatı bölgelerini Arap akınlarından korumak amacıyla 7. yüzyılda inşa edilmiştir. Salamis Gymnasium ise 2. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen ve kentin kuzey kısmında yer alan görkemli bir yapıdır. Roma dönemine ait mermer sütunlar bugün hâlâ ayakta durmakta ve ziyaretçilere o çağın ihtişamını hatırlatmaktadır. Salamis Amfi Tiyatrosu Kentin güney kesiminde, Augustus döneminde yaptırılan bu tiyatronun kesin yapım tarihi bilinmemektedir; ancak 1. ve 2. yüzyıllarda büyük bir onarımdan geçirildiği kayıtlara geçmiştir. 332 yılındaki depremlerde yıkılan yapı, daha sonra taşları sökülerek hamam inşaatında kullanılmıştır. Salamis Amfi Tiyatrosu , sahne binası, orkestra ve oturma bölümü olmak üzere üç ana kısımdan oluşmaktadır. Akustiği hâlâ şaşırtıcı biçimde iyi olan bu alan, antik dünyanın mühendislik anlayışına dair çarpıcı bir örnek sunmaktadır. Diğer Önemli Yapılar Roma Villası: Romalılar tarafından inşa edilmiş iki katlı bir yapıdır. Bizans Sarnıcı: Huni biçiminde tasarlanmış bu yapının içinde 6. yüzyıldan kalma freskler bulunmaktadır; bina üç bölümden oluşmakta ve Roma Villası'nın güneydoğusunda konumlanmaktadır. Nikokreon Anıtı: Salamis'in son hükümdarı Nikokreon adına inşa edilmiştir. Peki bu denli büyük bir alanın tamamını tek günde görebilmek mümkün mü? Keşfedecek o kadar çok şey var ki, ziyaretçilerin büyük çoğunluğu alanın yalnızca bir bölümünü gezmeyi başarabiliyor. Keşif ve Kazı Süreci 19. yüzyılın sonlarında, ağaç kökleri ve kalın bir toprak tabakasının altında saklı halde keşfedilen Salamis, 1952-1974 yılları arasında büyük ölçüde gün yüzüne çıkarılmıştır. 1974'te durdurulan kazı çalışmaları, 1998'de Ankara Üniversitesi öncülüğünde yeniden başlatılmış; böylece alanın hikâyesi yarım kalan yerden devam etmiştir. Salamis Antik Kenti Nerede? Fotoğraflar:

Henüz değerlendirme yok